ANASAYFA    SİTE HARİTASI
05.14.2008 
  ANASAYFA     HAKKIMDA     ŞİİRLER     YORUM     İLETİŞİM   
 
HABERLER
26)
"Sine" isimli bu şiir44.Ulusal 18. Uluslararası (2007)Hacı Bektaş Veli şiir yarışmasında mansiyona layık görülmüştür.
devamı»

 

 

MADIMAK

 

Hüviyet şahidi,

“bana gösterilen ceset, ‘Hasret!’” dedi

hayretle morg taşının üzerine bakarken.

Doğuştan

saçı kara, kaşı kara,

yüzü ise kapkara yanık ve isten.

Kesin ölüm nedeni

tıbben “ ateşte yakılma!”

 

            &&&

 

Hemen yanı başımızda ikinci soğuk oda

ve yetmişlik delikanlı Asım Bezirci

sessiz

ve hala heyecanlı son yolculuğunda.

Hava alabildiğine “soğuk,” sorumluluk ezici

ve koku

yanık et kokusu temmuzun sıcağında.

“Onlar yaktı

biz kurtaracağız!” diyerek çırpınıyor bir doktor

utanarak insanlığından.

Kesin ölüm nedeni

tıbben “ateşte yakılma!”

 

                                                                                                                                 

“Yaşıyor yaşıyor!” diye bağırarak

canhıraş koşuşturuyor bir hemşire,

bebek yüzlü ve on üç on dört yaşında

genç bir kızı taşıyarak kucağında.

Ama nafile,

yapılan tıbbi müdahale geri getiremiyor bebek yüzü

ve açık kalarak her iki gözü

bir kelebek gibi çırparak kanatlarını kayboluyor sonsuzlukta!   

Kesin ölüm nedeni

tıbben “ateşte yakılma!”

 

        

Yaralı ve cesetler yağıyor acile

“doluya tutulmuş serçeler” gibi:

Yanık, güleç, biçare

ve tek bir sözcük bile çıkmıyor ağızlarından “he-ce-ler” gibi.

Az ilerde

uzanmış yatıyor yeleye benzer saçıyla Nesimi Çimen,

hemen koşuyoruz yanına

fakat üstat

bizden habersiz çoktan uçmuş yarına.

Kesin ölüm nedeni

tıbben “ateşte yakılma!”

                                                                                                                     

Kocaman

kara bir duman bulutuyla kaplı Sivas,

silah sesleri

zaman zaman bastırıyor çığlık atan sirenleri

ve zerre kadar ışık sızmıyor evlerden

perdelerle sım sıkı kapatılmış pencereleri.

Her yer Hızır Paşa dolu,

Anadolu

Hızır Paşa,Hınzır Paşa!..

 

Unutulabilir mi şeriat şarlatanları

ve yaşayan tarih

unutturabilir mi halkı aldatanları?

 

Sen!

İlerici, laik, çağdaş;

okuyabilmiş bacı veya okuyamamış gardaş

bunları tanı

ve hesap sor ve unutma

Madımakta ve kor bir ateşte “madımak” pişirdiklerini sananları!

               

 

                

 

                                                                                                                          

Eğer bir gün yolun düşerse Hacıbektaş’a,

sor, üzerinde “Mahzuni Şerif” yazan kabirdeki taşa:

“Devlet baba, Devlet baba!

Ne kötülük ettik sana?

Döne döne , yana yana

Piştik Sivas ellerinde!” dizelerinin anlamını…

Eğer bir gün yolun düşerse Sivas’a,

acımasın için, gerek yok yasa

Sivas - Erzincan yolunda karşına çıkar bir anıt mezar

ve anıt mezarın duvarında aynen şunlar yazar:

“ Dünya alışkanlıktan değil

sevgiyle

mutluluktan dönsün.

                    Hasret Gültekin.”

Evet,

Dünya sevgiyle mutluluktan dönsün.

“Madımağı yakanlar ölsün!” demiyoruz, hayır!

Yok olsun kula kulluk

yok olsun kötülükler.

“ Madımağı yakanlar ölsün!” demiyoruz, hayır!

Yıkılsın şeriat özlemleri

var olsun iyilikler.

 

 

                                                                                                                     

 

Sen,

hey arkadaş bana bak:

Madımak, “teke tüke sakalı” değil artık!

 

Sen,

hey arkadaş beri bak:

Madımak,“yak yak!” diye tempo tutanların yeri!

 

Sen,

hey arkadaş öne bak:

Halk bilir hak yolunda gidenleri!

 

Sen,

hey arkadaş uyan ve kalk:

Ve kalk ki unutulmasın Madımak!..

              

 

 

 

 

 

 

 

 

  
  © 2007 Her hakkı saklıdır.  
MSIE 5.5+, Netscape 7.0+, Opera 2.0+, Firefox 1.0+, FPlayer 7.0+, 1024x768+px