MADIMAK
Hüviyet şahidi,
“bana gösterilen ceset, ‘Hasret!’” dedi
hayretle morg taşının üzerine bakarken.
Doğuştan
saçı kara, kaşı kara,
yüzü ise kapkara yanık ve isten.
Kesin ölüm nedeni
tıbben “ ateşte yakılma!”
&&&
Hemen yanı başımızda ikinci soğuk oda
ve yetmişlik delikanlı Asım Bezirci
sessiz
ve hala heyecanlı son yolculuğunda.
Hava alabildiğine “soğuk,” sorumluluk ezici
ve koku
yanık et kokusu temmuzun sıcağında.
“Onlar yaktı
biz kurtaracağız!” diyerek çırpınıyor bir doktor
utanarak insanlığından.
Kesin ölüm nedeni
tıbben “ateşte yakılma!”
“Yaşıyor yaşıyor!” diye bağırarak
canhıraş koşuşturuyor bir hemşire,
bebek yüzlü ve on üç on dört yaşında
genç bir kızı taşıyarak kucağında.
Ama nafile,
yapılan tıbbi müdahale geri getiremiyor bebek yüzü
ve açık kalarak her iki gözü
bir kelebek gibi çırparak kanatlarını kayboluyor sonsuzlukta!
Kesin ölüm nedeni
tıbben “ateşte yakılma!”
Yaralı ve cesetler yağıyor acile
“doluya tutulmuş serçeler” gibi:
Yanık, güleç, biçare
ve tek bir sözcük bile çıkmıyor ağızlarından “he-ce-ler” gibi.
Az ilerde
uzanmış yatıyor yeleye benzer saçıyla Nesimi Çimen,
hemen koşuyoruz yanına
fakat üstat
bizden habersiz çoktan uçmuş yarına.
Kesin ölüm nedeni
tıbben “ateşte yakılma!”
Kocaman
kara bir duman bulutuyla kaplı Sivas,
silah sesleri
zaman zaman bastırıyor çığlık atan sirenleri
ve zerre kadar ışık sızmıyor evlerden
perdelerle sım sıkı kapatılmış pencereleri.
Her yer Hızır Paşa dolu,
Anadolu
Hızır Paşa,Hınzır Paşa!..
Unutulabilir mi şeriat şarlatanları
ve yaşayan tarih
unutturabilir mi halkı aldatanları?
Sen!
İlerici, laik, çağdaş;
okuyabilmiş bacı veya okuyamamış gardaş
bunları tanı
ve hesap sor ve unutma
Madımakta ve kor bir ateşte “madımak” pişirdiklerini sananları!
Eğer bir gün yolun düşerse Hacıbektaş’a,
sor, üzerinde “Mahzuni Şerif” yazan kabirdeki taşa:
“Devlet baba, Devlet baba!
Ne kötülük ettik sana?
Döne döne , yana yana
Piştik Sivas ellerinde!” dizelerinin anlamını…
Eğer bir gün yolun düşerse Sivas’a,
acımasın için, gerek yok yasa
Sivas - Erzincan yolunda karşına çıkar bir anıt mezar
ve anıt mezarın duvarında aynen şunlar yazar:
“ Dünya alışkanlıktan değil
sevgiyle
mutluluktan dönsün.
Hasret Gültekin.”
Evet,
Dünya sevgiyle mutluluktan dönsün.
“Madımağı yakanlar ölsün!” demiyoruz, hayır!
Yok olsun kula kulluk
yok olsun kötülükler.
“ Madımağı yakanlar ölsün!” demiyoruz, hayır!
Yıkılsın şeriat özlemleri
var olsun iyilikler.
Sen,
hey arkadaş bana bak:
Madımak, “teke tüke sakalı” değil artık!
Sen,
hey arkadaş beri bak:
Madımak,“yak yak!” diye tempo tutanların yeri!
Sen,
hey arkadaş öne bak:
Halk bilir hak yolunda gidenleri!
Sen,
hey arkadaş uyan ve kalk:
Ve kalk ki unutulmasın Madımak!..